Bloglamak

Bloglamak

Ne ola ki bu bloglamak? Ne saçma bir dünya! Bazı şeyler anlamsızca yapılır, mesela bazı ülkelerde kitap yazmak gibi. Bloglamak da öylemsi bir eylem. Kendi kendine anlatırsın çoğu zaman, ama bir yandan başka bir coğrafyada moda blogger'ları parti yaptığında Kim Kardashian'ı çağırabilirler belli bir "yuh a.q o kadar para verilir mi?" denilebilecek cüzi bir miktar karşılığında. Yazacak bir şeylerin de olmalı elbet, tabi bunu için okumak da icab eder, Japonlara göre bir kitap yazabilmek için en az bir kaç tane de okuman gereklidir. Bir de dilin olmalı, sevişirken kullandığından değil; üslup diyelim biz ona. Tarz, tavır, özgünlük, yorumlama yeteneği falan diye de bokunu çıkartalım. Yani kendi günlüğünü başkasının ağzına bakarak yazmamacadır bloglamak... Her aklına gelen, her gördüğün haber, olay, bilgi tarak-kürek aklına ne gelirse yazabilme özgürlüğün de seni kendinden geçirircesine zamanını alacaktır.

Bak şimdi, blog nedir bloglamak nedir gibi soru işaretleri mi var kafanda, kim lan bu hayatımın erkeği :) blogun ismi tam olarak herşeyi anlatıyor. Şu an bir barbunya partisine davetliyim, daha sonra devam ederiz...

Gönül ister di ki blush eşliğinde futomaki partisi verelim ama, sanırım o tipler blog yazmak yerine ellerine bir kırbaç alıp "YAZ ULEN" tarzı bir hayat sürmekteler. Yani konuyu nereye getiricem, blog yazarken imla kılavuzu kullanmanıza gerek yoktur, söylem dilinde yazı yazabilme özgürlüğüdür bloglamak. Blogger derler yazana genelde, iyi de ederler Türkçe'ye blogcu olarak çevrildiğinde bohçacı'yı andırır çünkü. Bloglayan'dır asıl tam manası, bu da pek bir istenilen tanım tadını oluşturmaz.

Sık ziyaret edilmek adına aranılan anahtar kelimelerden, arama motorlarının gözüne girme yarışında olan blogger lar ve webmaster lar mevcuttur, hatta sık rastlanır. Bunda yadırganacak bir durum göremiyorum. Kişinin sahip olmak istediği bir kurum, kuruluş, işyeri, vakıf vs. gibi bir şey olarak hayal edersek, herkes kendi hayat felsefesi doğrultusunda adımlar atacak ve ona göre bir yerde, hayalindeki dizayn ve içerikle sunum yapacaktır. Özgürlük burada da devam etmektedir. Yalnızca bilmek zorunda olanların bildiği bir yol üstü lokantası, ya da x muhitin en ünlü lokantası olmak. Bu size kalmış, en çok hayal ettiğine yakındır insan. Hala hayal edilecek bir şeyler olsa, olsun, olmalı...

Ben bu örnekleri sayfalarca uzatıp, kendi içeriğimi klonlayarak arama motorlarına şirin gözükme taraftarı değilim. Böyle yaparsanız sitenize ya da blogunuza daha çok ziyaretçi çekebilirsiniz.

Uğrak bir yer olmaktan çok, kimin neden uğradığını da hesaba katmalı. İnsanlar hayallerinize neden uğrasın ?

Uğramaya değer hayaller sahibi ya da sahibesi olmanız dileğiyle...

"Yaptıklarımın ahlaki olup olmadığını hitap ettiğim kitle belirler." Dostoyevski

der ve gerisini size bırakırım...

0 yorum :

Yorum Gönder