Çirkin ördek yavrusu hikayesi dinle - Animasyon Adobe Character Animator...



yorumla

Happy Tree Friends Ne ayak anlayan var mı ?


Üç mutlu arkadaş, nasıl bi kafayla oluşturulduğunu hala çözemedim. İlgili bir kaç yazı okudum ama nafile. Happy Tree Friends'in ilk yayını 1999'da yapılmış ben yeni keşfediyorum, yazıklar olsun bana. Denk gelmeyen vardır, kafalar kopuyor sürekli bir ölüm kalım savaşı, hannibal a kadar uzanan organ fantezileri falan bi acayip ama çok güzel lan...
Büyükler için yapılmış bir şey olsa gerek diye düşünüyorum, zira çocuğunuza izletmek isteyeceğiniz senaryosu yok. (zira nedir?) Her saniye bir beklenti oluşturulmuş ve reaksiyonlar inanılmaz yaratıcı, öldürme ufkunuzu değil de animasyon ufkunuzu (eğer ilginiz varsa) açacak bir yapım. Müziği gıcık ama akılda kalıcı. Diyalog sıfır, ama çok başarılı. Baya da sağlam bir kadroyla yapılmış yani, tabi millet bizim gibi tek başına, hem modellemeyle hem senaryoyla hem sesiyle hem görüntü ve sahne yönetmenliğiyle tek tabanca uğraşmıyor. Zamanında nasıl bilgisayarlarla nasıl işlere kalkıştığım bilinse, mazoşizm dalında adımı tarihe altın harflerle yazdırırdım...
Neyse sonuç olarak izleyin, çok güzel


Kimse de demiyor ki bu amerika ile rusya neden orta doğuda savaşıyor ?

Ben bunu yazıcam da sen anlayacak mısın orasından tam emin değilim.... bekle..

Atım da şurda otlaya dursun

mantıklI olmasI gerekmiyoR


Photoshop öğrenmek istiyorsanız Afgan Rasulov'un Pcderslerim Youtube kanalını takip edin!

İleri orta ve başlangıç seviyelerinde Türkçe dersler bulabileceğiniz bu kanalda ayrıca youtube'dan nasıl para kazanılır gibi konulara değinilerek geniş yelpazeli online eğitim veriliyor. Web sitesi pcderslerim.com
Grafik tasarımcıların ya da adayların işine yaracak bir çok vektörel çizim programlarının da üstünde durulmuş. İyi de bir anlatım tarzı var, sıkıcı değil, bazı içeriklerden çok fazla video çekilmiş ama bence bir çok şey öğrenilebilecek bir kanal.
Youtube Kanalı = Afgan Rasulov


Bu sosyal medya butonlarına hastayım

Baş belasıdır, her gün yeni bir tanesi fırtlar. Durmuyor ki insanoğlu paylaştıkça paylaşıyor. Farklı perspektifi olanlar, tek başlarına milyonlarca organik içerik üretemeyeceği gerçeğini kavrayıp, her kullanıcıyı ücretsiz içerik sağlayıcısı haline dönüştürüyor. Sende mutlu oluyorsun 3-5 like aldım diye. Birileri orada hamuduyla para kazanıyor senin zırvalıklarını yayınlayabileceğin bir platform oluşturarak. Ya banane aslına bakarsan, ama olmuyor işte. Yılanın bana dokunan tarafı her web sitesi yaptığımda bir kaç adet "adını duymadan ölsem hiç bir şey kaybetmeyeceğim" sosyal paylaşım platformuyla isteksiz karşılaşıp, el ucuyla tokalaşaraktan işimi halledip çıkma zorunluluğumdan kaynaklanıyor. Sosyalizm tamam da asosyalizm diye de bir şey var. İnsansız hava, kara ve deniz sahalarını tercih etmekteki içgüdülerimle ters düşen durumlar oluşturuyor. Bir de bu saçmalıkların şirket boyutunda ürün tanıtımları var ki hayattan bezdiriyor insanı. Binbir fırlamalığın döndüğü, fake profillerle dolu bu sektörel rezaletin zamanla, yerini bir gün bir çift lens takıp, hangi zıkkım ürünü denemek istiyorsa lazer simülasyonla anında deneyip karar verdikten sonra savaş tipi bir kargo uçağıyla bulunduğu evin damına bomba şeklinde atılması gibi bir teknolojik devrimle son bulması dileklerimle...

Google Adsense'e rakip reklam firmaları

Kendim için aradım, buldum, arayanlara da tavsiye ederim. Google Adsense garantili olduğu kadar kıldır, hiç bilmeyen için adsense i anlatamıycam arasın bulsun. Yaparım ben böyle şeyler, ama ne zaman kim bilir ? Şu an çok uykusuzum, yazıya kaldığım yerden devam edeceğim...

Ne oluyor lan size bu a.q yerinde ?

Pokemon go ne olum ? Ben mi anlamıyorum bir tek bu memlekette olan biteni ? Bir yerlerde olduğunuzdan neden başkalarının haberi olması gerekiyor ? Kendi kendinizin reklamı mı olur ? Şirket misiniz birey mi LAN ? Kategorize ettiğiniz hayatlardan daha üstte olduğunuzu düşündüren şey ne ? Senin yediğinden bana ne, benim yediğimden sana ne ? Yar-rock var yen mi ?

-Rouge'luyum ağabey 6-7 liran var mı ? Bira alıcam...

He var a.q evden dışarı uyuşturucu kullanan gençleri askıdan kurtarmak hayaliyle çıkıyorum zaten.
O çocuk bu dünyanın eseri, senin altına yatmak istediğin o para büyüklerinin izniyle roguelandırdılar bedenlerini. O kanları emerek büyüyen insanlar, üzerinde hayranlık uyandıran ihtişamları yaşamları inşa ederken emdiler o çocukların kanını. Kanı maddeye, maddeyi kana buladılar. Bunlara ben mi izin verdim ? Ben mi a.q BEN Mİ ?


Onedio tarzı blog yazmak

Tarz derken öyle değil, şimdi ben bugün bir haber okudum Hollywood da en çok kazandıran actress (of her ne haltsa artist işte) Scarlett Johansson diye. Bunu onedio.com tarzında blogluyorum hazır olun, açılın, savulun :) Muhtemel başlıklar
  • Allahım bu kazandırmasın da kim kazandırsın :)
  • Scarlett Johansson a yatırım yapan yönetmen kazanıyor, başka bir ihtimal mümkün mü ?
  • Kütür kütür hatun Scarlett Johansson en çok kazandıran Hollywood artisti oldu.
  • İzle izle bitmiyor ki kadın:"Scarlett Johansson"
Editörleri blog yazmaktan normal hayatlarına pek vakit ayıramıyorlar sanırım :)

Ha Scarlett Johansson demişken, nasıl bir şeyden bahsettiğimizi bilin istedim..

Ferhan Şensoy Kavuk'u Rasim Öztekin'e devretti !

Kavuğun yeni sahibi belli oldu, Rasim Öztekin...

Böyle derdi Ferhan Ağabey belli belirsiz bir zaman dilimi anlatmak istediği zaman; aradan bir kaç sigara geçti. Türk tiyatrosunun en onurlu değerlerindendir kavuk meselesi, adaylara popülist yaklaşımlar vardı, Cem Yılmaz - Tolga Çevik vs. gibi. Adam çıkıp yeni nesilde böyle bir aday görmüyorum dedi ve haklıydı. Çok sevilesi insanlar, büyük yetenek ikisi de ama ben şahsen bir muhalifliklerini görmedim. Cem Yılmaz kendini tiyatrocu addetmiyor zaten. Tolga Çevik in tiyatroculuğu televizyona iş verdiği gerekçesiyle neredeyse topa tutuluyor. Ben buna katılmıyorum, çok daha fazla para kazanma ihtimaline oynamış eşsiz bir oyuncudur bence. Sanırım o da muhaliflik konusunda sınıfta kalıyor. Aç parantez :) Ferhan Şensoy'a direkt "Ağabey kavuğu bana ne zaman vereceksin?" dediğini okumuştum Kapat parantez :) bunları bilen bilir. Sonuç olarak Rasim Öztekin'e verilmiştir Türk Tiyatrosunun onur simgesi sayılan kavuğumuz. Herkesin sevdiği, hayranlıkla seyrettiği Rasim Öztekin... Hak etmediğini kim söyleyebilir? ama gelelim meselemize;

-Tiyatrolarımızdan bu kavuğa aday genç bir tiyatrocu çıkmaması ne acı değil mi...

Neden sizce ?
  • Bahse girerim bu kavuk meselesinden bu ülkenin %70'nin haberi bile yok.
  • Tiyatro seyircisi az geyiğine hiç girmiyorum, bizim zamanımızı para kazanmaya çalışmaktan başka bir şeye harcatmayan politikalarla tartışılır bu konu.
  • Televizyon kötü değildir; biz kullanmayı bilmiyoruz.
  • Okumuyoruz, okumuyoruz, okumuyoruz... Doğru dürüst gazete bile okumuyoruz.
Popüler olma çabasına harcanıyor vakitler, insan olmaya ya da insanca yaşama çabasına değil. Bu sosyal medya oyunları ne kadar çok vaktimizi alarak ne kadar çok hiçlik sunuyor farkında mısınız ?

İnsana, insanı, insanla (insanca) anlatmak, duyduğum en güzel tiyatro tanımıdır. Teknoloji mi bitirdi bizim bu duygularımızı ? Fazlasına sahip olma hırsımız mı ? Muhalif olmak tehlikeli bir hal mi aldı ülkemde ? Yazamıyor muyuz ? Çizemiyor muyuz ? Konuşamıyor, soramıyor muyuz ? Anlatamıyor muyuz biz ? Bireyliği beceremediğimiz için mi toplumluk'da sınıfta kalıyoruz ?

Yokluk; ne çok şey öğretir insana. Değer yokluğu, algı yokluğu, hayal yokluğu... Daha önceden sahip olduğumuz değerleri artık üretememek, verimli bir toprağı hep birlikte köreltmek, yozlaştırmak değildir de nedir ? Bir çingene atasözüyle bitirelim o zaman "Sikerim böyle tiyatronun kavuğunu..."

Kılavuzu karga olanın boktan oyunları

Öyle heveslenmiştim ki worms'un 3d si çıkınca, hemen koşup online bir web mağazasından sipariş verdim :) yalana bak, indirdim lan ne var. Mesele sözleri de değildi, oyun bir boktan geldi bana sadece. Oyun satın almayı x mağazından satın aldığım 3.99 TL lik bir oyunu eve geldiğimde 10 dakikada indirebildiğimi gördüğüm gün bıraktım (ağır travmaydı öyle deme). Ne anlatıyodum ben ya ?

Bazı oyunlar çocukluğunu hatırlattığı için oynanır sadece. Worms, Age of Empires, Wolfied, Mario, Pes, Gta falan gibi. Bunların yeni versiyonları efsane durumda olsa da eski versiyonlarını şu zamanın çocuklarına oynatamazsınız büyük ihtimalle. Nosferatu diye bir oyun hatırlıyorum; vampirli falan. 4 bina var girip girip çıkıyorsunuz karanlık temalar berbat efektler ama o zamanlar güzeldi işte. Hatta daha sevimli oyunlar vardı Pac-man falan gibi... Hiç beceremezdim ayrı konu da, bir umut denerdim hep. Zaman bir çok şeyi yok ediyor... Süper mario nun orjinalini bulabilen var mı ? Genelde hep flash versiyonları hep eskisini arattırıyor. O atarilerdeki street figter 2... Binlerce kat üstü de çıkmış olsa o tadı vermiyor arkadaş. Neden ? Çünkü biz çocuktuk, geçmişle ilgili bağlantılarımızı düşündüğümüzde o zamanlarımızı hatırlatır insan beynindeki üçgenler. Aynı tadı 10-20 sene sonra bu dönemin çocukları da yaşayacak.

Eskiyi özlemek... Bugs Bunny yok lan sizin hayatınızda bundan büyük bir kayıp mı olabilir bir insan için :) Öyle internetten açıp izlemekle olmaz, saatini kollayacaksın, gerekirse hafta sonu bile erken uyanacaksın, zamanını ayıracaksın onu izlemek için o zaman. Fedakarlık yapardın mutlu olmak için, sevdiğin bir şeyle denk gelebilmek için. Teknoloji ve değişen nesiller, böyle böyle kocaman bir değişim kaçınılmazlığının birbirini tamamlayan parçaları... Yaşadıklarımız, tecrübelerimiz,bugünümüz insanlığın tarihini oluşturuyor. Anlatmak lazım her şeyi, iyi kötü tüm tecrübeleri. Geleceğin tarihi olurken, hayat döngüsünde kapladığımız yeri, değiştirdiklerimizi, değiştiremediklerimizi...

Dalmışım... :)

Atatürk Havalimanındaki Canlı Bomba Saldırısı

42 insan hayatını kaybetti son verilen bilgilere göre, yaralı sayısı 238. Ne denir ki ? Kanlar içinde bir çocuk gördüm, kucakta taşınan. Ne denir ki ? Nasıl susacaksın, nasıl konuşacaksın ? Bu coğrafyanın lanetini mi yaşıyoruz yoksa cebimizdeki taşıdığımız kimliğin bedelini mi ödüyoruz ? İşin komplo teorisi falan da yok her şey açıkça ortada, saldırının dış hatlarda yapılması (buraya gelmeyin) demektir tüm dünyaya(bu ara her hafta turist kapmak için kavga eden esnaf haberleri okuduğumuz bir dönemde). 2-3 ay önce görüştüğüm yabancı arkadaşlarım daha o zamanlar bu bölgedeki tehlikenin farkındaydı. Daha çok kan akacak gibi gözüküyor, buradan maalesef bu sonuç çıkıyor. Bu ölümleri kimse hak etmiyor...
Her toplumda vicdan sahibi insanların bu acıları yürekten paylaştığına inanıyorum. Yine de sanırım politikaları gereği Dünya, bizim katledilişimizi, çekirdek çitleyerek seyredecek. Kimin elinden ne gelir ki, bizim ne geldi ki şimdiye kadar ? Hangi ülkenin savaşını, yoksulluğunu, acılarını bitirebildik...

Bir çocuğun hayatına, hangi milletlerin çıkarlarına, hangi ideolojinin doğrularına göre kıyılabiliyor? Nasıl bir vicdansızlığın karanlığına kurban giden bu aileler, geride kalanlar, bu duruma nasıl sabrediyor, nasıl bu Dünyayı birbirine katmıyor ? Neden bunu kabullenmek zorunda kalıyor insanlar?
Anlamak da dile getirmek de insan sınırlarının ötesinde. Bizi (insanlığı) ayıran her şey, her etken umarım bir gün mutlu bir dünyada insanların hatırlamak bile istemeyeceği anılara dönüşür. Umarım böyle bir dünya bir gün mümkün olur...